<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title>Estetik Forum - Tüm Forumlar</title>
		<link>http://www.estetikforum.net/</link>
		<description>Estetik Forum - http://www.estetikforum.net</description>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 13:01:55 +0200</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title>Dr Halis ÜNLÜ Hasta Yorumları (Burun Estetiği)</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1129</link>
			<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 12:08:45 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1129</guid>
			<description><![CDATA[MERHABA,

HALİS HOCA YA AMELİYAT OLAN ARKADAŞLAR VARMI]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[MERHABA,

HALİS HOCA YA AMELİYAT OLAN ARKADAŞLAR VARMI]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>estetikforum.net</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1128</link>
			<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 15:31:27 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1128</guid>
			<description><![CDATA[size en uygun doktorla buluşturan tek adres !]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[size en uygun doktorla buluşturan tek adres !]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Cinsel mutluluk burada</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1127</link>
			<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 14:50:33 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1127</guid>
			<description><![CDATA[Cinsellik DVD seti.
Mutlu bir hayat, renkli bir cinsel yaşam için.

Cinsel yaşam,
Uygulamalı anlatımlar,
Kadın erkek ilişkileri,
Cinsel rahatsızlıklar,
Ve başka yüzlerce cinsellik bilgisi,

Hepsi bu DVD lerde

 İÇERİK;
- 550 adet anlatım videosu
- 3 adet Türkçe uygulamalı eğitim filmi (toplam 212 dakika)
- 138 adet Yazılı doküman

 İki süper hediye ile birlikte.
 
Cinsellik DVD seti Akdeniz Kariyer Merkezi farkıyla ve sürpriz hediyeleriyle Tüm Türkiye'ye kargo dâhil gönderim seçeneğiyle. 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Cinsellik DVD seti.
Mutlu bir hayat, renkli bir cinsel yaşam için.

Cinsel yaşam,
Uygulamalı anlatımlar,
Kadın erkek ilişkileri,
Cinsel rahatsızlıklar,
Ve başka yüzlerce cinsellik bilgisi,

Hepsi bu DVD lerde

 İÇERİK;
- 550 adet anlatım videosu
- 3 adet Türkçe uygulamalı eğitim filmi (toplam 212 dakika)
- 138 adet Yazılı doküman

 İki süper hediye ile birlikte.
 
Cinsellik DVD seti Akdeniz Kariyer Merkezi farkıyla ve sürpriz hediyeleriyle Tüm Türkiye'ye kargo dâhil gönderim seçeneğiyle. 
]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Omega 3 alinirken neye dikkat edilmeli?</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1126</link>
			<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 18:42:25 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1126</guid>
			<description><![CDATA[Omega 3 alinirken neye dikkat edilmeli?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Omega 3 alinirken neye dikkat edilmeli?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>saç,sakal,favori,bıyık,kaş ekimi için uygunmusunuz?</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1125</link>
			<pubDate>Tue, 17 Jan 2012 18:37:02 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1125</guid>
			<description><![CDATA[saç ekimi 28 yaş altı hastalarda herhangi bir yara izi hastalık kalıntısı yoksa yapılmaz.ekim yapıldıktan sonra korumaz ise var olan saçını yitirebilir.kaş ekimi kaşı sıkılaştırmak için veya doğuştan kaş çıkmaması yada seyrek yara izi v.s.tamamıyla hastanın dilediği kalınlıkta yapılan saçtan alınan gretflerin kaş formuna getirilmesi ile yapılır.sakal bıyık ve favori ekimide aynı metodla uygulanır.bunun için doğru adrese gitmeniz yeterlidir.ekim ciddi bir operasyondur.iyi araştırmalar sonunda karar veriniz.bilgi ve sorularınız için 0531 424 93 25  salmangulcan@gmail.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[saç ekimi 28 yaş altı hastalarda herhangi bir yara izi hastalık kalıntısı yoksa yapılmaz.ekim yapıldıktan sonra korumaz ise var olan saçını yitirebilir.kaş ekimi kaşı sıkılaştırmak için veya doğuştan kaş çıkmaması yada seyrek yara izi v.s.tamamıyla hastanın dilediği kalınlıkta yapılan saçtan alınan gretflerin kaş formuna getirilmesi ile yapılır.sakal bıyık ve favori ekimide aynı metodla uygulanır.bunun için doğru adrese gitmeniz yeterlidir.ekim ciddi bir operasyondur.iyi araştırmalar sonunda karar veriniz.bilgi ve sorularınız için 0531 424 93 25  salmangulcan@gmail.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>LAZER EPİLASYONDA HIZ DEVRİMİ</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1124</link>
			<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 16:33:57 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1124</guid>
			<description><![CDATA[FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) Scannerlı (Tarayıcılı) Alexandrite Lazer Epilasyon ve Vakumlu Diod Lazer Epilasyon Sistemlerini Onayladı

Lazer Epilasyon konusunda dünyadaki en son teknoloji olan Scannerlı (tarayıcılı) Alexandrite Lazer ve Vakumlu Diod Lazer  epilasyon sistemleri, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi FDA tarafından onaylandıktan sonra Türkiyedeki tıp ve estetik merkezleri tarafından da kullanılmaya başlandı. Genelde çok koyu olmayan ten rengine ve koyu renk kıl yapısına sahip olan Türk insanına en uygun yapıdaki bu sistemler, acısız olarak tüm vücuda 15 dakika kadar kısa bir sürede uygulanarak hız konusunda büyük bir devrim yaşatıyor. 

Dünyanın en hızlı lazerleri olma özelliğine sahip bu sistemler, hiç acı olmadan, 2 saatlik seans süresini 15 dakika gibi kısa bir süreye indiriyor. Tüm vücutta ve bronz tende dahi epilasyon işlemi gerçekleştirebilmesi, kullanıcı hatalarına izin vermemesi, kalıcı olması ve en önemlisi kontrol seansına gerek duyulmaması, bu lazer sistemlerinin ayrıcalıklı özellikleri arasında yer alıyor. 

ACI YOK

 Acı faktörü bugüne kadar hem bayanların hem de erkeklerin epilasyona karşı mesafeli durmalarına yol açıyordu. FDA tarafından da onaylanan bu yeni Scannerlı (Tarayıcılı) Alexandrite Lazer Epilasyon ve Vakumlu Diod Lazer Epilasyon sistemleri sayesinde acı artık tarihe karışıyor. Hem acı faktörünü ortadan kaldırması, hem de günümüz yoğun yaşam temposunda çok kısa sürede kalıcı olarak uygulanabilmesi, bu yeni sistemlere ilgiyi hızla arttırıyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) Scannerlı (Tarayıcılı) Alexandrite Lazer Epilasyon ve Vakumlu Diod Lazer Epilasyon Sistemlerini Onayladı

Lazer Epilasyon konusunda dünyadaki en son teknoloji olan Scannerlı (tarayıcılı) Alexandrite Lazer ve Vakumlu Diod Lazer  epilasyon sistemleri, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi FDA tarafından onaylandıktan sonra Türkiyedeki tıp ve estetik merkezleri tarafından da kullanılmaya başlandı. Genelde çok koyu olmayan ten rengine ve koyu renk kıl yapısına sahip olan Türk insanına en uygun yapıdaki bu sistemler, acısız olarak tüm vücuda 15 dakika kadar kısa bir sürede uygulanarak hız konusunda büyük bir devrim yaşatıyor. 

Dünyanın en hızlı lazerleri olma özelliğine sahip bu sistemler, hiç acı olmadan, 2 saatlik seans süresini 15 dakika gibi kısa bir süreye indiriyor. Tüm vücutta ve bronz tende dahi epilasyon işlemi gerçekleştirebilmesi, kullanıcı hatalarına izin vermemesi, kalıcı olması ve en önemlisi kontrol seansına gerek duyulmaması, bu lazer sistemlerinin ayrıcalıklı özellikleri arasında yer alıyor. 

ACI YOK

 Acı faktörü bugüne kadar hem bayanların hem de erkeklerin epilasyona karşı mesafeli durmalarına yol açıyordu. FDA tarafından da onaylanan bu yeni Scannerlı (Tarayıcılı) Alexandrite Lazer Epilasyon ve Vakumlu Diod Lazer Epilasyon sistemleri sayesinde acı artık tarihe karışıyor. Hem acı faktörünü ortadan kaldırması, hem de günümüz yoğun yaşam temposunda çok kısa sürede kalıcı olarak uygulanabilmesi, bu yeni sistemlere ilgiyi hızla arttırıyor.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>saç ekiminde saç çizgisine dikkat</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1123</link>
			<pubDate>Sat, 14 Jan 2012 19:58:51 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1123</guid>
			<description><![CDATA[BUGÜN BİRBUÇUK YIL ÖNCE SAÇ EKTİRMİŞ BİR HASTA İKİNCİ SEANS İÇİN GÖRÜŞMEYE GELDİ.DAHA ÖNCEKİ EKİM YAPTIRDIĞI YERDE ADAMIN SAÇ ÇİZGİSİNİ YOK ETMİŞLER DÜMDÜZ BİR SAÇ ÇİZGİSİ BELİRLEMİŞLER.YÜZÜNÜ ŞEKLİNİ GÖRÜNTÜSÜNÜ ÖYLE BOZMUŞ BİR HALDEYDİKİ İKİNCİ KEZ SAÇ EKİMİ İÇİN BAŞVURU YAPMASI İNANILMAZ GÜVEN İSTEYEN BİRŞEY.SAÇ EKİMİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR İŞLEMDİR.YAĞLI BOYA İLE RESİM YAPILAN TUALE KARAKALEM ÇALIŞILMAZ.EN ÖNEMLİSİ DOĞAL BİR YAPI ELDE ETMEKTİR.ERKEKLERDE SAÇ ÇİZGİSİ DAİMA GERİDEDİR.SAÇIN 3 SANTİM UZAMIŞ HALİNİ HESAB EDİP ONA GÖRE EKİM YAPILIR.SİZE YAPILAN ÇİZİMİ DÜŞÜNMEDEN BEĞENMEDEN HESAB ETMEDEN ONAYLAMAYINIZ.BİLGİ VE SORULARINIZ İÇİN 0531 424 93 25]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BUGÜN BİRBUÇUK YIL ÖNCE SAÇ EKTİRMİŞ BİR HASTA İKİNCİ SEANS İÇİN GÖRÜŞMEYE GELDİ.DAHA ÖNCEKİ EKİM YAPTIRDIĞI YERDE ADAMIN SAÇ ÇİZGİSİNİ YOK ETMİŞLER DÜMDÜZ BİR SAÇ ÇİZGİSİ BELİRLEMİŞLER.YÜZÜNÜ ŞEKLİNİ GÖRÜNTÜSÜNÜ ÖYLE BOZMUŞ BİR HALDEYDİKİ İKİNCİ KEZ SAÇ EKİMİ İÇİN BAŞVURU YAPMASI İNANILMAZ GÜVEN İSTEYEN BİRŞEY.SAÇ EKİMİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR İŞLEMDİR.YAĞLI BOYA İLE RESİM YAPILAN TUALE KARAKALEM ÇALIŞILMAZ.EN ÖNEMLİSİ DOĞAL BİR YAPI ELDE ETMEKTİR.ERKEKLERDE SAÇ ÇİZGİSİ DAİMA GERİDEDİR.SAÇIN 3 SANTİM UZAMIŞ HALİNİ HESAB EDİP ONA GÖRE EKİM YAPILIR.SİZE YAPILAN ÇİZİMİ DÜŞÜNMEDEN BEĞENMEDEN HESAB ETMEDEN ONAYLAMAYINIZ.BİLGİ VE SORULARINIZ İÇİN 0531 424 93 25]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>KARATAY DİYETİ'NE ELEŞTİRİLER</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1122</link>
			<pubDate>Thu, 22 Dec 2011 16:23:11 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1122</guid>
			<description><![CDATA[KARATAY DİYETİ&#8217;NE ELEŞTİRİLER

1- Karatay diyeti hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün sağlık raporunda şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olarak tanımlanmaktadır. O halde gerçek ağırlık kaybı vücuttaki yağ kitlesinin azalması ile mümkündür. Kas ve su kitlesindeki kayıplar hem sağlık açısından risklidir, hem de kalıcı ağırlık kaybına neden olmamaktadır. Dengeli diyetlerde yağ, çok düşük oranlarda karbonhidrat içeren diyetlerde su ve açlık durumunda kas kaybı olmaktadır. Karatay diyeti ile ağırlık kaybının hızlı olması öncelikle su, sonrasında kas kitlesindeki azalma ile ilişkilidir. Çünkü protein ağırlıklı bir diyettir ve karbonhidrat içeriği yok denecek kadar düşüktür. Protein alımının yüksek olduğu bu diyet ile kan şekeri düşüşüne karşılık tansiyon, kan kolesterol ve ürik asit değerleri artış gösterebilir. Uzun vadede vücutta geri dönüşü pek mümkün olmayan süreçler ortaya çıkabilir ve kişiyi ölüme kadar götürebilir.

2- Sizce Karatay diyeti sağlıklı bir zayıflama yöntemi mi?

Gün geçmiyor ki kitle iletişim araçlarında çarpıcı açıklamalar yapılmasın. Bilim, doğruların artmasından ziyade yanlışların azalması ile de ilerler. Ancak sağlık, beslenme ve özellikle şişmanlık alanında gündemi meşgul eden o kadar çok yöntemden söz edilmektedir ki; insanlar neye, kime inanacağına karar verememektedir. İnternet ortamında arama motorlarında &#8220;diyet&#8221; kelimesini taradığınızda 0,05 saniye gibi kısa bir sürede yaklaşık 16 milyon sayfanın açıldığı hesaba alınırsa durumun ne kadar içler acısı olduğu ortaya çıkmaktadır. Acaba bu verilerin ne kadarı gerçek anlamda konunun uzmanları tarafından hazırlanmaktadır. 10 yılı aşkın süredir aktif olarak diyetisyenlik yapmama rağmen sadece 1 adet yazılı eserim olmasına karşılık mankenlik yapan bir kişinin benden çok zayıflama kitabının olması, hele ki uzun bir dönem yok satması trajikomik bir durum. Bu doğrultuda gündemi meşgul eden Karatay diyetini sağlıklı olarak yorumlamak ve insanları özendirerek sağlıkları ile oynamak son derece yanlış bir durumdur. Şahsen böylesi bir diyeti kesinlikle onaylamıyorum ve onaylayan uzmanların da biliminden şüphe etmek gerektiği kanaatindeyim. 

3- Sizce Karatay diyeti beslenme alışkanlıkları düşünülecek olursa Türk insanı için uygun bir yöntem mi?

Genel anlamda biz Türkler ilgili uzmanın ağzından çıkan sözleri hiçbir zaman için dikkate almayarak, nasihatlere kulak asmayarak yaşayan bir toplumuz. Başımıza gelmedikten sonra &#8220;bana bir şey olmaz&#8221; düşüncesi ile hareket ederiz. Kalp &#8211; damar hastalıklarına bitter çikolata veya kırmızı şarap faydalıymış gibi haberleri hemen benimser, yürüyüş yapmak veya kızartmadan kaçınmak gibi yaşam tarzı değişikliklerini hiçbir zaman kabullenmeyiz. Yani sadece işimize geleni uygularız.

Böylesi tutumlar sergileyen bir topluma; kan kolesterolünün kalp &#8211; damar sağlığı üzerinde pek de bir etkisi olmadığını, kolesterol ilaçlarına karşı olduğunu düşünen bir kardiyolog meslektaşları tarafından eleştirilecektir, zaten öyle olmaktadır. Ancak gün içerisinde çift yumurta ve bolca kırmızı et tüketiminde hiçbir sakınca olmadığını, diyette tahıllara yer olmadığını vs savunur açıklamalar yaparsa, bu durumda biz diyetisyenlere de söz hakkı doğar. 

Halbuki Karatay diyeti kişiyi yetersiz ve dengesiz beslenmeye sürükler. Aynı zamanda Türk beslenme alışkanlıklarına da uygun bir diyet değildir. Türkler %70 tahıla dayalı beslenmekte ve bunun da %70&#8217;ini ekmek teşkil etmektedir. Toplum olarak makarna ve mantı ile birlikte bile ekmek yemeyi severiz. Diğer yandan et alım gücünün düşük olması da bu diyeti uygulamayı zorlaştırmaktadır. Gerçi biz toplum olarak siyasileri örnek alarak kuşburnu çayı da içeriz; işin ucunda kilo vermek olduktan sonra geçim sıkıntısından ağlasak da kilosu 70 &#8211; 100 TL olan altın çilek meyvesini de yeriz.

Nice insandan kilo verdiriyor, yağ yakıyor, metabolizmayı hızlandırıyor gibi duyumlar sonrası bol bol kabak çekirdeği yediğini; maden suyu, çimen suyu, kekik suyu, ballı limonlu su, sirkeli su, zayıflama çayı içtiğini; denizde dokunmaktan bile çekindikleri yosunların tabletlerini, içeriğinde ne gibi kimyasalların bulunduğunu bilmedikleri sözde &#8220;bitkisel&#8221; zayıflama haplarını kullandığını; hatta tok tutar düşüncesi ile pamuk yuttuğunu vs duyarız. Yani bilimle yakından uzaktan ilgisi olmayan davranışlar sergilemekte üzerimize yok. O nedenle bugün birisi çıkıp da &#8220;maydanoz basendeki yağları eritiyor&#8221; dese 1 TL altında fiyatı olan maydanoz sanırım 5 TL civarında satılır. Bu bakış açısı ile daha önceden İsveç Diyeti, Atkins Diyeti, Lahana Çorbası Diyeti gibi yaşanmış acı tecrübeleri anımsayarak Karatay diyetinin de - ne kadar Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün önerilerine ters düşüyor, sağlıksız ve Türk beslenme alışkanlıklarına aykırı görünüyor desem de - ülkemizde furya şeklinde yayılacağı kanaatinde idim ve maalesef yanılmadım. 

4- Karatay diyetinin bir anda bu kadar popüler olmasının sebepleri neler olabilir?

Bu diyeti bu kadar popüler hale getiren 3 önemli etmen var: En önemlisi fısıltı gazetesinin ülkemizde yok satması. &#8220;Güzel kilo verdiriyor, hem de aç bırakmadan&#8221; gibi kulaktan kulağa dolaşan sözler sayesinde insanlar sofralarındaki en eski dostu olan ekmeği bir anda hayatlarından çıkarabiliyor. Sırf 20 senede aldıkları fazla kilolardan 20 gün gibi kısa bir sürede kurtulmak gibi boş bir hayal uğruna&#8230;

Diğer bir etmen, diyetin protein içeriğinin yüksek olması sayesinde fazla açlık hissi yaratmamasıdır. Aynı zamanda proteinli besinlerin sindiriminin daha zor olması ve diyeti uygularken metabolizmanın daha çok çalışmaya zorlanması denebilir. Unutulmamalıdır ki; kötü örnek, örnek değildir.  

5- Karatay diyeti için zayıflamada bugüne kadar önerilen yöntemlerden bambaşka bir yöntem, yeni bir buluş diyebilir miyiz?

Aslında bu sene ortaya atılan bir yöntem, buluş değil. İçeriğine bakıldığında da diğer protein ağırlıklı diyetlerden çok da farklı olmadığı görülebilir. Bu diyeti daha etkili kılan unsur; daha önceki &#8220;kötü&#8221; örneklere nazaran (hiçbir çeşit ekmeğin tüketimini uygun görmemesi gibi) daha katı kuralların olmasıdır. Ancak bu durum biz sağlık profesyonellerini daha karamsar hale getirmektedir. Böylesi yanlış bir beslenme şekli ile vücut ağırlığının hızlı kaybı; yağsız vücut kitlesinin daha çok kaybına, bazal metabolizma hızının azalmasına, kaybedilen ağırlığın korunmamasına, bazı minerallerin düzeylerinin düşmesine neden olmakta ve ölümle sonuçlanabilmektedir. Bu tip diyetler sağlığa zarar vermenin ve metabolizmanın bozulmasını sağlayarak ömrü kısaltmanın yanı sıra, kişinin &#8220;ben bu işi başaramıyorum&#8221; diyerek umutsuzluğa kapılmasına neden olmaktadır. Nasıl ki bir diyetisyen ilaç yazma yetkisine sahip değilse, bir hekim de diyet yazma yetkisine sahip değildir ve o paralellikte hareket etmelidir. &#8220;Ekmek&#8221; parası uğruna toplumun yanlış yönlendirilmesine hiçbir meslek grubunun sessiz kalmayacağı aşikardır. 

Aşırı besin alımı, yetersiz fiziksel aktivite, kalıtım, hormonal nedenler, psikolojik sorunlar, sigarayı bırakma, alkol kullanımı gibi faktörlere bağlı olarak gelişen şişmanlık tek başına olduğu gibi komplikasyonları ile de yaşam süresini kısaltan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir hastalıktır. Komplikasyonları arasında ilk akla gelenler: Kalp - damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık... şeklinde sıralanabilir. Multifaktöriyel bir hastalık olan şişmanlığın tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir. Dahiliye uzmanı veya endokrinolog, diyetisyen, fizyoterapist ve psikolog ile ekip halinde tedavi edilmesi durumunda daha sağlıklı sonuçlar alınmaktadır. 

Sonuç olarak; zayıflama programı kişiye özel, bireyin benimseyip, yaşam tarzı haline getirerek uygulayabileceği, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilecek özellikte olmalıdır. Ayrıca obezitenin tedavisinde tek başına diyet tedavisi yeterli olmamakta, beraberinde egzersiz programı ve davranış değişikliği tedavisi de gerekmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[KARATAY DİYETİ&#8217;NE ELEŞTİRİLER

1- Karatay diyeti hakkında ne düşünüyorsunuz?

Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün sağlık raporunda şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olarak tanımlanmaktadır. O halde gerçek ağırlık kaybı vücuttaki yağ kitlesinin azalması ile mümkündür. Kas ve su kitlesindeki kayıplar hem sağlık açısından risklidir, hem de kalıcı ağırlık kaybına neden olmamaktadır. Dengeli diyetlerde yağ, çok düşük oranlarda karbonhidrat içeren diyetlerde su ve açlık durumunda kas kaybı olmaktadır. Karatay diyeti ile ağırlık kaybının hızlı olması öncelikle su, sonrasında kas kitlesindeki azalma ile ilişkilidir. Çünkü protein ağırlıklı bir diyettir ve karbonhidrat içeriği yok denecek kadar düşüktür. Protein alımının yüksek olduğu bu diyet ile kan şekeri düşüşüne karşılık tansiyon, kan kolesterol ve ürik asit değerleri artış gösterebilir. Uzun vadede vücutta geri dönüşü pek mümkün olmayan süreçler ortaya çıkabilir ve kişiyi ölüme kadar götürebilir.

2- Sizce Karatay diyeti sağlıklı bir zayıflama yöntemi mi?

Gün geçmiyor ki kitle iletişim araçlarında çarpıcı açıklamalar yapılmasın. Bilim, doğruların artmasından ziyade yanlışların azalması ile de ilerler. Ancak sağlık, beslenme ve özellikle şişmanlık alanında gündemi meşgul eden o kadar çok yöntemden söz edilmektedir ki; insanlar neye, kime inanacağına karar verememektedir. İnternet ortamında arama motorlarında &#8220;diyet&#8221; kelimesini taradığınızda 0,05 saniye gibi kısa bir sürede yaklaşık 16 milyon sayfanın açıldığı hesaba alınırsa durumun ne kadar içler acısı olduğu ortaya çıkmaktadır. Acaba bu verilerin ne kadarı gerçek anlamda konunun uzmanları tarafından hazırlanmaktadır. 10 yılı aşkın süredir aktif olarak diyetisyenlik yapmama rağmen sadece 1 adet yazılı eserim olmasına karşılık mankenlik yapan bir kişinin benden çok zayıflama kitabının olması, hele ki uzun bir dönem yok satması trajikomik bir durum. Bu doğrultuda gündemi meşgul eden Karatay diyetini sağlıklı olarak yorumlamak ve insanları özendirerek sağlıkları ile oynamak son derece yanlış bir durumdur. Şahsen böylesi bir diyeti kesinlikle onaylamıyorum ve onaylayan uzmanların da biliminden şüphe etmek gerektiği kanaatindeyim. 

3- Sizce Karatay diyeti beslenme alışkanlıkları düşünülecek olursa Türk insanı için uygun bir yöntem mi?

Genel anlamda biz Türkler ilgili uzmanın ağzından çıkan sözleri hiçbir zaman için dikkate almayarak, nasihatlere kulak asmayarak yaşayan bir toplumuz. Başımıza gelmedikten sonra &#8220;bana bir şey olmaz&#8221; düşüncesi ile hareket ederiz. Kalp &#8211; damar hastalıklarına bitter çikolata veya kırmızı şarap faydalıymış gibi haberleri hemen benimser, yürüyüş yapmak veya kızartmadan kaçınmak gibi yaşam tarzı değişikliklerini hiçbir zaman kabullenmeyiz. Yani sadece işimize geleni uygularız.

Böylesi tutumlar sergileyen bir topluma; kan kolesterolünün kalp &#8211; damar sağlığı üzerinde pek de bir etkisi olmadığını, kolesterol ilaçlarına karşı olduğunu düşünen bir kardiyolog meslektaşları tarafından eleştirilecektir, zaten öyle olmaktadır. Ancak gün içerisinde çift yumurta ve bolca kırmızı et tüketiminde hiçbir sakınca olmadığını, diyette tahıllara yer olmadığını vs savunur açıklamalar yaparsa, bu durumda biz diyetisyenlere de söz hakkı doğar. 

Halbuki Karatay diyeti kişiyi yetersiz ve dengesiz beslenmeye sürükler. Aynı zamanda Türk beslenme alışkanlıklarına da uygun bir diyet değildir. Türkler %70 tahıla dayalı beslenmekte ve bunun da %70&#8217;ini ekmek teşkil etmektedir. Toplum olarak makarna ve mantı ile birlikte bile ekmek yemeyi severiz. Diğer yandan et alım gücünün düşük olması da bu diyeti uygulamayı zorlaştırmaktadır. Gerçi biz toplum olarak siyasileri örnek alarak kuşburnu çayı da içeriz; işin ucunda kilo vermek olduktan sonra geçim sıkıntısından ağlasak da kilosu 70 &#8211; 100 TL olan altın çilek meyvesini de yeriz.

Nice insandan kilo verdiriyor, yağ yakıyor, metabolizmayı hızlandırıyor gibi duyumlar sonrası bol bol kabak çekirdeği yediğini; maden suyu, çimen suyu, kekik suyu, ballı limonlu su, sirkeli su, zayıflama çayı içtiğini; denizde dokunmaktan bile çekindikleri yosunların tabletlerini, içeriğinde ne gibi kimyasalların bulunduğunu bilmedikleri sözde &#8220;bitkisel&#8221; zayıflama haplarını kullandığını; hatta tok tutar düşüncesi ile pamuk yuttuğunu vs duyarız. Yani bilimle yakından uzaktan ilgisi olmayan davranışlar sergilemekte üzerimize yok. O nedenle bugün birisi çıkıp da &#8220;maydanoz basendeki yağları eritiyor&#8221; dese 1 TL altında fiyatı olan maydanoz sanırım 5 TL civarında satılır. Bu bakış açısı ile daha önceden İsveç Diyeti, Atkins Diyeti, Lahana Çorbası Diyeti gibi yaşanmış acı tecrübeleri anımsayarak Karatay diyetinin de - ne kadar Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün önerilerine ters düşüyor, sağlıksız ve Türk beslenme alışkanlıklarına aykırı görünüyor desem de - ülkemizde furya şeklinde yayılacağı kanaatinde idim ve maalesef yanılmadım. 

4- Karatay diyetinin bir anda bu kadar popüler olmasının sebepleri neler olabilir?

Bu diyeti bu kadar popüler hale getiren 3 önemli etmen var: En önemlisi fısıltı gazetesinin ülkemizde yok satması. &#8220;Güzel kilo verdiriyor, hem de aç bırakmadan&#8221; gibi kulaktan kulağa dolaşan sözler sayesinde insanlar sofralarındaki en eski dostu olan ekmeği bir anda hayatlarından çıkarabiliyor. Sırf 20 senede aldıkları fazla kilolardan 20 gün gibi kısa bir sürede kurtulmak gibi boş bir hayal uğruna&#8230;

Diğer bir etmen, diyetin protein içeriğinin yüksek olması sayesinde fazla açlık hissi yaratmamasıdır. Aynı zamanda proteinli besinlerin sindiriminin daha zor olması ve diyeti uygularken metabolizmanın daha çok çalışmaya zorlanması denebilir. Unutulmamalıdır ki; kötü örnek, örnek değildir.  

5- Karatay diyeti için zayıflamada bugüne kadar önerilen yöntemlerden bambaşka bir yöntem, yeni bir buluş diyebilir miyiz?

Aslında bu sene ortaya atılan bir yöntem, buluş değil. İçeriğine bakıldığında da diğer protein ağırlıklı diyetlerden çok da farklı olmadığı görülebilir. Bu diyeti daha etkili kılan unsur; daha önceki &#8220;kötü&#8221; örneklere nazaran (hiçbir çeşit ekmeğin tüketimini uygun görmemesi gibi) daha katı kuralların olmasıdır. Ancak bu durum biz sağlık profesyonellerini daha karamsar hale getirmektedir. Böylesi yanlış bir beslenme şekli ile vücut ağırlığının hızlı kaybı; yağsız vücut kitlesinin daha çok kaybına, bazal metabolizma hızının azalmasına, kaybedilen ağırlığın korunmamasına, bazı minerallerin düzeylerinin düşmesine neden olmakta ve ölümle sonuçlanabilmektedir. Bu tip diyetler sağlığa zarar vermenin ve metabolizmanın bozulmasını sağlayarak ömrü kısaltmanın yanı sıra, kişinin &#8220;ben bu işi başaramıyorum&#8221; diyerek umutsuzluğa kapılmasına neden olmaktadır. Nasıl ki bir diyetisyen ilaç yazma yetkisine sahip değilse, bir hekim de diyet yazma yetkisine sahip değildir ve o paralellikte hareket etmelidir. &#8220;Ekmek&#8221; parası uğruna toplumun yanlış yönlendirilmesine hiçbir meslek grubunun sessiz kalmayacağı aşikardır. 

Aşırı besin alımı, yetersiz fiziksel aktivite, kalıtım, hormonal nedenler, psikolojik sorunlar, sigarayı bırakma, alkol kullanımı gibi faktörlere bağlı olarak gelişen şişmanlık tek başına olduğu gibi komplikasyonları ile de yaşam süresini kısaltan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir hastalıktır. Komplikasyonları arasında ilk akla gelenler: Kalp - damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık... şeklinde sıralanabilir. Multifaktöriyel bir hastalık olan şişmanlığın tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir. Dahiliye uzmanı veya endokrinolog, diyetisyen, fizyoterapist ve psikolog ile ekip halinde tedavi edilmesi durumunda daha sağlıklı sonuçlar alınmaktadır. 

Sonuç olarak; zayıflama programı kişiye özel, bireyin benimseyip, yaşam tarzı haline getirerek uygulayabileceği, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilecek özellikte olmalıdır. Ayrıca obezitenin tedavisinde tek başına diyet tedavisi yeterli olmamakta, beraberinde egzersiz programı ve davranış değişikliği tedavisi de gerekmektedir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>ANTALYA DOÇ.DR ÖMER ÖZKAN?</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1121</link>
			<pubDate>Thu, 15 Dec 2011 20:43:37 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1121</guid>
			<description><![CDATA[Bu doktorla ilgili deneyimi olan arkadaşların paylaşımına ve yardımına ihtiyacım var.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu doktorla ilgili deneyimi olan arkadaşların paylaşımına ve yardımına ihtiyacım var.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Doç. Dr. Ömer Özkan (Antalya)</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1119</link>
			<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 22:33:26 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1119</guid>
			<description><![CDATA[Bu doktor ile ilgili deneyimleri olan arkadaşların yardımına ihtiyacım var]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bu doktor ile ilgili deneyimleri olan arkadaşların yardımına ihtiyacım var]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Burun Estetiği | Doktor Seçimi -</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1118</link>
			<pubDate>Sun, 04 Dec 2011 10:13:34 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1118</guid>
			<description><![CDATA[Herkese iyi ve sağlıklı günler diliyorum arkadaşlar. Ben Isparta'da oturuyorum burun estetiği ameliyatı olacağım malum herkes gibi bende iyi bir doktor arıyorum bazı bulduklarım ya pahalı geldi yada memnun etmedi bu yüzden sizden yardım istiyorum, bildiğiniz ve ameliyat olup memnun kaldığınız doktor isimlerini yazabilirseniz çok memnun kalırım :)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Herkese iyi ve sağlıklı günler diliyorum arkadaşlar. Ben Isparta'da oturuyorum burun estetiği ameliyatı olacağım malum herkes gibi bende iyi bir doktor arıyorum bazı bulduklarım ya pahalı geldi yada memnun etmedi bu yüzden sizden yardım istiyorum, bildiğiniz ve ameliyat olup memnun kaldığınız doktor isimlerini yazabilirseniz çok memnun kalırım :)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>&#8220;SU İÇSEM YARIYOR&#8221; DİYORSANIZ, BU MAKALE TAM SİZE GÖRE</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1117</link>
			<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 10:14:22 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1117</guid>
			<description><![CDATA[&#8220;SU İÇSEM YARIYOR&#8221; DİYORSANIZ,
BU MAKALE TAM SİZE GÖRE

 
Şişmanlık Nedir, Nedenleri ve Komplikasyonları Nelerdir?

Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün sağlık raporunda şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olarak tanımlanmaktadır. Aşırı besin alımı, hareketsiz yaşam, genetik, hormonal nedenler, psikolojik sorunlar, sigarayı bırakma, alkol kullanımı, metabolizma hızının yavaşlaması gibi faktörlere bağlı olarak gelişen şişmanlık tek başına olduğu gibi komplikasyonları ile de yaşam süresini kısaltan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir hastalıktır. Komplikasyonları arasında ilk akla gelenler: Kalp - damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık... şeklinde sıralanabilir.

Şişmanlık Nasıl Tedavi Edilmelidir?

Multifaktöriyel bir hastalık olan şişmanlığın tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir. Dahiliye uzmanı veya endokrinolog, diyetisyen, fizyoterapist ve psikolog ile ekip halinde tedavi edilmesi durumunda daha sağlıklı sonuçlar alınabilir. Doktor tarafından yapılacak klinik muayenenin ardından kan tahlil sonuçları yorumlanarak, kişi diyetisyen eşliğinde diyet programına alınmalıdır. Egzersiz ve yaşam tarzı değişikliği hayata geçirilmelidir. Ayrıca tedaviye destek amaçlı olarak gıda takviyeleri, ilaç tedavisi ve/veya cerrahi tedavi uygulanabilir. Ardından kişi kilo koruma programına alınmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, diyet bireye özgü olarak hazırlanmalıdır.

Metabolizma hızı parmak izi gibidir!

Metabolizma hızı nedir?

Tam bir dinlenme durumunda, organların çalışması, vücut ısısının korunması gibi yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesi için gerekli olan zorunlu enerji harcamasına &#8220;Metabolizma Hızı&#8221; denir. Metabolizma hızının düşük olması, çok fazla yemek yenilmemesine ya da diyet yapılmasına rağmen kilo vermeyi engelleyebilir, hatta kilo bile aldırabilir!

Bir oturuşta 2 katınız kadar yemesine rağmen zayıf kalmayı başaranlara şaşırıyorsanız
siz de metabolizma hızınızı bir ölçtürün.

1 Dakikada 10 kkal üzerinde enerji harcamayı sağlamak pek mümkün değil iken; kişinin aynı süre içerisinde 200 &#8211; 300 kkal enerji alması söz konusu olabilir. O nedenle şişmanlık tedavisinde sadece alınan enerjiye değil, harcanan enerjiye de odaklanmak önemlidir.

Metabolizma hızı neden yavaşlar?

İlerleyen yaş, hareketsizlik, hormonal dengesizlikler, hipotiroit gibi bazı rahatsızlıklar, sürekli kilo alıp vermeler, zayıflama uğruna düşük enerjili diyetler uygulamak metabolizma hızının yavaşlamasına neden olur. Tüm çabalara rağmen kişi kilo veremiyorsa, metabolizma hızını ölçtürmesi ve/veya bazı kan tetkiklerini yaptırmasında yarar var. Belki de fazla kiloların altında yatan bir hastalık söz konusudur. 
 
Metabolizma hızının düşük olmasının sonuçları nelerdir?

Metabolizma hızının düşük olması az yenilmesine veya diyet yapılsa da yavaş kilo vermeye sebep olabilmektedir. Metabolizma hızına göre hesaplanmış dengeli bir diyet ve egzersiz programıyla zayıflandığı takdirde metabolizma hızınızın azalması engellenebilir. Böylelikle diyet süresince ağırlık kaybının ne doğrultuda olacağını da tahmin etmek ve hayal kırıklıklarından kurtulmak mümkün olabilmektedir.

Peki, metabolizma hızı nasıl hesaplanır?

Bazal metabolizma hızıyla ilgili internette veya kitaplarda çeşitli formüller yer almaktadır. Ancak bu hesaplar kişinin yaşı, cinsiyeti, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı göz önüne alınarak hazırlanmaktadır. Diğer yandan günlük enerji gereksinmesini kişinin yalnız çalışma durumuna ya da mesleğine göre belirlemek yanıltıcı olabilir. Çünkü hafif işte çalışan bir insanın iş dışı yaşantısı çok hareketli olabilir, bu da enerji ihtiyacını artırır. Vücut bileşiminin yani kas kitlesinin metabolizma hızı üzerinde çok önemli bir etkisi vardır. Bu nedenle aynı yaş, cinsiyet, boy uzunluğu ve vücut ağırlığına sahip 2 kişinin fiziksel aktivite dereceleri birbirinden farklılık göstereceği için metabolizma hızları aynı olamaz. 

Halbuki standart formüller bu farkı göz ardı ettiği için doğru sonuç veremez. Neyse ki artık yeni geliştirilen birtakım cihazlarla metabolizma hızını hesaplamak mümkün olabilmektedir. Daha sonra bu veriler bir diyetisyen eşliğinde uygun bir beslenme programı haline getirilebilmekte.

Metabolizma hızını artırmak için neler yapılabilir?

Beslenmede yağ miktarı sınırlandırılmalı. Vücutta yağ yüzdesinin azalması metabolizma hızının artmasına sebep olacaktır. Yağ vücutta kaslara oranla daha az enerji harcadığı için bazal metabolik hız azalır ve vücut ağırlığını korumak için daha az enerjiye gereksinim duyulur. Vücutta kas oranının artırılması da metabolizma hızının artmasına sebep olur. Yeterli protein tüketimi ve yapılacak düzenli egzersiz vücutta kas kitlesinin artmasını sağlar. Az ve sık beslenme metabolizma hızının artmasına yardımcı olacağı için 5 &#8211; 6 öğünden oluşan beslenme şeklini benimsemek gerekir. Uzun süren açlık durumlarında metabolizma hızı düşer. Bu nedenle diyet yaparken light süt / yoğurt / ayran, kepekli bisküvi, küçük sandviç, kuru veya taze meyve gibi besinler ara öğün olarak seçilebilir. Bol sıvı tüketimi de metabolizma hızının artmasına yardımcı olacağı için önemlidir. 

Bazal metabolizmayı etkileyen nedenler nelerdir? 

Yaş: Büyümenin en hızlı olduğu bebeklik ve ardından çocukluk döneminde metabolizma hızı en yüksek değerlerdedir. Yaş ilerledikçe metabolizma hızı düşer. 

Cinsiyet ve vücut bileşimi: Vücutta yağ dokusu arttıkça metabolizma hızı düşer, kas dokusu arttıkça yükselir. Bunun nedeni, yağ dokusuna göre kas dokusunun daha etkin olması ve daha çok enerji harcamasıdır. Genellikle kadınlarda yağ dokusu erkeklere göre daha fazla olduğundan, kadınların bazal metabolizması, erkeklerden biraz daha düşüktür. İşçi ve sporcu gibi kas dokusu fazla olanlarda metabolizma hızı, hafif işle uğraşanlara göre yüksek olabilir. 

Hormonlar: Tiroit bezinden salgılanan tiroksin hormonu bazal metabolizmayı etkiler. Bu hormon aşırı salgılanırsa metabolizma hızı yükselir, az salgılanırsa düşer. Böbreküstü bezinde salgılanan adrenalin hormonu da metabolizmayı hızlandırıcı etki gösterir. 

Gebelik ve Emzirme Dönemi: Gebeliğin ilk aylarından sonra metabolizma hızında artma başlar ve son üç aylık dönemde metabolizma hızında artış olabilir. Bunun nedeninin, son aylarda yavrunun ve annelik dokularının hızlı büyümesi olduğu sanılmaktadır. 

Hastalıklar: Özellikle ateşli hastalıklarda hücre çalışmasındaki artış nedeniyle metabolizma hızı yükselir. Vücut sıcaklığında 37&#61616;C üzerinde her 1&#61616;C artış, metabolizmayı ortalama %12.5 yükseltir. 

Sürekli açlık: Uzun süreli açlık ve yarı açlık durumu metabolizma hızını düşürür. Uzun süre normalden az besin alanların metabolizma hızında %20 dolayında düşme olduğu saptanmıştır. Aşırı ve sürekli açlık durumunda ise metabolizma hızında %50 kadar azalma olduğu saptanmıştır. Aşırı ve sürekli açlıkta, vücudun metabolizma için daha az enerji kullanmaya alıştığı, böylece az enerji harcamasıyla yaşamaya çalışıldığı ileri sürülmektedir.

Uyku: Uykunun ilk saatlerinde metabolizmada önemli değişiklik olmaz. İlk saatlerden sonra düşme başlayarak 5 &#8211; 6 saatlik uyku sonunda metabolizmada %10&#8217;a kadar düşme olabilir. Genellikle, uyku sırasında enerji harcaması metabolizma hızı düzeyinde sayılır.

Diyetin bileşimi: Diyetin bileşiminde protein oranının fazla bulunması, metabolizma hızını yükseltici etki gösterir. 

Peki, metabolizma hızı &#8220;en doğru şekilde&#8221; nasıl ölçülebilir?

Doğruluğu pek çok klinik çalışma ile kanıtlanmış olan Metabolizma Hızı Testi, kişinin istirahat halindeki metabolizma hızını en kolay yoldan, kesin ve hızlı bir şekilde ölçen ve kişinin istirahat halinde iken ne kadar enerjiye ihtiyacı olduğunu gösteren bir cihazdır. Bu ölçüm, sağlam ve etkili bir zayıflama ve egzersiz programında çok önemli bir başlangıç aracıdır. 

Bazal metabolizma hızının ölçümünde kullanılan bazı matematiksel hesaplamalara nazaran &#8220;altın standart&#8221; olarak görülen oksijen tüketimine dayalı bu test ile kişinin dinlenme halinde iken 24 saat içinde harcadığı enerji net bir şekilde ölçülebilmektedir. Bu amaçla zayıflama tedavisinde vücut bileşim analizi cihazları gibi olmazsa olmazlardan biri gözüyle bakılması gerekmektedir.  

Doğru Diyet Nasıl Yapılır? İdeal Kilo Kaybı Ne Kadar Olmalıdır?

Aslında, yaşam tarzı haline getirilemeyen hiçbir yönteme başlamamak gerekir. Gerçek ağırlık kaybı vücuttaki yağ kütlesinin azalması ile mümkündür. Kas ve su kitlesindeki kayıplar hem sağlık açısından risklidir hem de kalıcı ağırlık kaybına neden olmamaktadır. Genel ilkleri benzer olmakla beraber diyet mutlaka kişiye özel olarak hazırlanmalıdır.

Zayıflama programlarının kişinin (yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite düzeyi, beslenme alışkanlıkları vb.) özelliklerine göre enerji ve besin değeri içermesi; yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılabilmesi ve yavaş (haftada 0,5 / 1 kg) ağırlık kaybı ile bireyin yeni beslenme programını yaşam tarzı haline getirmesini sağlayabilmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki; ayda 6 kg üzerinde ağırlık kaybı metabolik olarak başka sağlık problemlerine zemin hazırlamaktadır. Kimse 10 senede aldığı kiloları 10 günde vermeye kalkmamalıdır. Tüm diyetlerde sabırlı olmak şarttır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[&#8220;SU İÇSEM YARIYOR&#8221; DİYORSANIZ,
BU MAKALE TAM SİZE GÖRE

 
Şişmanlık Nedir, Nedenleri ve Komplikasyonları Nelerdir?

Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün sağlık raporunda şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu olarak tanımlanmaktadır. Aşırı besin alımı, hareketsiz yaşam, genetik, hormonal nedenler, psikolojik sorunlar, sigarayı bırakma, alkol kullanımı, metabolizma hızının yavaşlaması gibi faktörlere bağlı olarak gelişen şişmanlık tek başına olduğu gibi komplikasyonları ile de yaşam süresini kısaltan ve yaşam kalitesini düşüren ciddi bir hastalıktır. Komplikasyonları arasında ilk akla gelenler: Kalp - damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık... şeklinde sıralanabilir.

Şişmanlık Nasıl Tedavi Edilmelidir?

Multifaktöriyel bir hastalık olan şişmanlığın tedavisinde multidisipliner bir yaklaşım gerekmektedir. Dahiliye uzmanı veya endokrinolog, diyetisyen, fizyoterapist ve psikolog ile ekip halinde tedavi edilmesi durumunda daha sağlıklı sonuçlar alınabilir. Doktor tarafından yapılacak klinik muayenenin ardından kan tahlil sonuçları yorumlanarak, kişi diyetisyen eşliğinde diyet programına alınmalıdır. Egzersiz ve yaşam tarzı değişikliği hayata geçirilmelidir. Ayrıca tedaviye destek amaçlı olarak gıda takviyeleri, ilaç tedavisi ve/veya cerrahi tedavi uygulanabilir. Ardından kişi kilo koruma programına alınmalıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, diyet bireye özgü olarak hazırlanmalıdır.

Metabolizma hızı parmak izi gibidir!

Metabolizma hızı nedir?

Tam bir dinlenme durumunda, organların çalışması, vücut ısısının korunması gibi yaşamsal faaliyetlerin sürdürülmesi için gerekli olan zorunlu enerji harcamasına &#8220;Metabolizma Hızı&#8221; denir. Metabolizma hızının düşük olması, çok fazla yemek yenilmemesine ya da diyet yapılmasına rağmen kilo vermeyi engelleyebilir, hatta kilo bile aldırabilir!

Bir oturuşta 2 katınız kadar yemesine rağmen zayıf kalmayı başaranlara şaşırıyorsanız
siz de metabolizma hızınızı bir ölçtürün.

1 Dakikada 10 kkal üzerinde enerji harcamayı sağlamak pek mümkün değil iken; kişinin aynı süre içerisinde 200 &#8211; 300 kkal enerji alması söz konusu olabilir. O nedenle şişmanlık tedavisinde sadece alınan enerjiye değil, harcanan enerjiye de odaklanmak önemlidir.

Metabolizma hızı neden yavaşlar?

İlerleyen yaş, hareketsizlik, hormonal dengesizlikler, hipotiroit gibi bazı rahatsızlıklar, sürekli kilo alıp vermeler, zayıflama uğruna düşük enerjili diyetler uygulamak metabolizma hızının yavaşlamasına neden olur. Tüm çabalara rağmen kişi kilo veremiyorsa, metabolizma hızını ölçtürmesi ve/veya bazı kan tetkiklerini yaptırmasında yarar var. Belki de fazla kiloların altında yatan bir hastalık söz konusudur. 
 
Metabolizma hızının düşük olmasının sonuçları nelerdir?

Metabolizma hızının düşük olması az yenilmesine veya diyet yapılsa da yavaş kilo vermeye sebep olabilmektedir. Metabolizma hızına göre hesaplanmış dengeli bir diyet ve egzersiz programıyla zayıflandığı takdirde metabolizma hızınızın azalması engellenebilir. Böylelikle diyet süresince ağırlık kaybının ne doğrultuda olacağını da tahmin etmek ve hayal kırıklıklarından kurtulmak mümkün olabilmektedir.

Peki, metabolizma hızı nasıl hesaplanır?

Bazal metabolizma hızıyla ilgili internette veya kitaplarda çeşitli formüller yer almaktadır. Ancak bu hesaplar kişinin yaşı, cinsiyeti, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı göz önüne alınarak hazırlanmaktadır. Diğer yandan günlük enerji gereksinmesini kişinin yalnız çalışma durumuna ya da mesleğine göre belirlemek yanıltıcı olabilir. Çünkü hafif işte çalışan bir insanın iş dışı yaşantısı çok hareketli olabilir, bu da enerji ihtiyacını artırır. Vücut bileşiminin yani kas kitlesinin metabolizma hızı üzerinde çok önemli bir etkisi vardır. Bu nedenle aynı yaş, cinsiyet, boy uzunluğu ve vücut ağırlığına sahip 2 kişinin fiziksel aktivite dereceleri birbirinden farklılık göstereceği için metabolizma hızları aynı olamaz. 

Halbuki standart formüller bu farkı göz ardı ettiği için doğru sonuç veremez. Neyse ki artık yeni geliştirilen birtakım cihazlarla metabolizma hızını hesaplamak mümkün olabilmektedir. Daha sonra bu veriler bir diyetisyen eşliğinde uygun bir beslenme programı haline getirilebilmekte.

Metabolizma hızını artırmak için neler yapılabilir?

Beslenmede yağ miktarı sınırlandırılmalı. Vücutta yağ yüzdesinin azalması metabolizma hızının artmasına sebep olacaktır. Yağ vücutta kaslara oranla daha az enerji harcadığı için bazal metabolik hız azalır ve vücut ağırlığını korumak için daha az enerjiye gereksinim duyulur. Vücutta kas oranının artırılması da metabolizma hızının artmasına sebep olur. Yeterli protein tüketimi ve yapılacak düzenli egzersiz vücutta kas kitlesinin artmasını sağlar. Az ve sık beslenme metabolizma hızının artmasına yardımcı olacağı için 5 &#8211; 6 öğünden oluşan beslenme şeklini benimsemek gerekir. Uzun süren açlık durumlarında metabolizma hızı düşer. Bu nedenle diyet yaparken light süt / yoğurt / ayran, kepekli bisküvi, küçük sandviç, kuru veya taze meyve gibi besinler ara öğün olarak seçilebilir. Bol sıvı tüketimi de metabolizma hızının artmasına yardımcı olacağı için önemlidir. 

Bazal metabolizmayı etkileyen nedenler nelerdir? 

Yaş: Büyümenin en hızlı olduğu bebeklik ve ardından çocukluk döneminde metabolizma hızı en yüksek değerlerdedir. Yaş ilerledikçe metabolizma hızı düşer. 

Cinsiyet ve vücut bileşimi: Vücutta yağ dokusu arttıkça metabolizma hızı düşer, kas dokusu arttıkça yükselir. Bunun nedeni, yağ dokusuna göre kas dokusunun daha etkin olması ve daha çok enerji harcamasıdır. Genellikle kadınlarda yağ dokusu erkeklere göre daha fazla olduğundan, kadınların bazal metabolizması, erkeklerden biraz daha düşüktür. İşçi ve sporcu gibi kas dokusu fazla olanlarda metabolizma hızı, hafif işle uğraşanlara göre yüksek olabilir. 

Hormonlar: Tiroit bezinden salgılanan tiroksin hormonu bazal metabolizmayı etkiler. Bu hormon aşırı salgılanırsa metabolizma hızı yükselir, az salgılanırsa düşer. Böbreküstü bezinde salgılanan adrenalin hormonu da metabolizmayı hızlandırıcı etki gösterir. 

Gebelik ve Emzirme Dönemi: Gebeliğin ilk aylarından sonra metabolizma hızında artma başlar ve son üç aylık dönemde metabolizma hızında artış olabilir. Bunun nedeninin, son aylarda yavrunun ve annelik dokularının hızlı büyümesi olduğu sanılmaktadır. 

Hastalıklar: Özellikle ateşli hastalıklarda hücre çalışmasındaki artış nedeniyle metabolizma hızı yükselir. Vücut sıcaklığında 37&#61616;C üzerinde her 1&#61616;C artış, metabolizmayı ortalama %12.5 yükseltir. 

Sürekli açlık: Uzun süreli açlık ve yarı açlık durumu metabolizma hızını düşürür. Uzun süre normalden az besin alanların metabolizma hızında %20 dolayında düşme olduğu saptanmıştır. Aşırı ve sürekli açlık durumunda ise metabolizma hızında %50 kadar azalma olduğu saptanmıştır. Aşırı ve sürekli açlıkta, vücudun metabolizma için daha az enerji kullanmaya alıştığı, böylece az enerji harcamasıyla yaşamaya çalışıldığı ileri sürülmektedir.

Uyku: Uykunun ilk saatlerinde metabolizmada önemli değişiklik olmaz. İlk saatlerden sonra düşme başlayarak 5 &#8211; 6 saatlik uyku sonunda metabolizmada %10&#8217;a kadar düşme olabilir. Genellikle, uyku sırasında enerji harcaması metabolizma hızı düzeyinde sayılır.

Diyetin bileşimi: Diyetin bileşiminde protein oranının fazla bulunması, metabolizma hızını yükseltici etki gösterir. 

Peki, metabolizma hızı &#8220;en doğru şekilde&#8221; nasıl ölçülebilir?

Doğruluğu pek çok klinik çalışma ile kanıtlanmış olan Metabolizma Hızı Testi, kişinin istirahat halindeki metabolizma hızını en kolay yoldan, kesin ve hızlı bir şekilde ölçen ve kişinin istirahat halinde iken ne kadar enerjiye ihtiyacı olduğunu gösteren bir cihazdır. Bu ölçüm, sağlam ve etkili bir zayıflama ve egzersiz programında çok önemli bir başlangıç aracıdır. 

Bazal metabolizma hızının ölçümünde kullanılan bazı matematiksel hesaplamalara nazaran &#8220;altın standart&#8221; olarak görülen oksijen tüketimine dayalı bu test ile kişinin dinlenme halinde iken 24 saat içinde harcadığı enerji net bir şekilde ölçülebilmektedir. Bu amaçla zayıflama tedavisinde vücut bileşim analizi cihazları gibi olmazsa olmazlardan biri gözüyle bakılması gerekmektedir.  

Doğru Diyet Nasıl Yapılır? İdeal Kilo Kaybı Ne Kadar Olmalıdır?

Aslında, yaşam tarzı haline getirilemeyen hiçbir yönteme başlamamak gerekir. Gerçek ağırlık kaybı vücuttaki yağ kütlesinin azalması ile mümkündür. Kas ve su kitlesindeki kayıplar hem sağlık açısından risklidir hem de kalıcı ağırlık kaybına neden olmamaktadır. Genel ilkleri benzer olmakla beraber diyet mutlaka kişiye özel olarak hazırlanmalıdır.

Zayıflama programlarının kişinin (yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı, fiziksel aktivite düzeyi, beslenme alışkanlıkları vb.) özelliklerine göre enerji ve besin değeri içermesi; yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılabilmesi ve yavaş (haftada 0,5 / 1 kg) ağırlık kaybı ile bireyin yeni beslenme programını yaşam tarzı haline getirmesini sağlayabilmesi gerekir. Unutulmamalıdır ki; ayda 6 kg üzerinde ağırlık kaybı metabolik olarak başka sağlık problemlerine zemin hazırlamaktadır. Kimse 10 senede aldığı kiloları 10 günde vermeye kalkmamalıdır. Tüm diyetlerde sabırlı olmak şarttır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>ERKEKLERDE SPERM KALİTESİNİ ARTIRAN BESİNLER</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1116</link>
			<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 10:13:38 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1116</guid>
			<description><![CDATA[ERKEKLERDE SPERM KALİTESİNİ ARTIRAN BESİNLER

Cinsellik de nefes almak, su içmek ve beslenmek gibi insan yaşamının doğal bir parçasıdır. İnsan cinselliğini doğadaki diğer canlılardan ayıran, onu en güzel şekilde yaşayabilme bilincidir. Ne yazık ki toplumun tarih boyunca koyduğu kural ve yasaklar arasında sıkışıp kalmış günümüz insanı, cinsellikle ilgili sıkıntılarını, merakını çoğu kez gizlemek durumunda kalmaktadır. Oysa çocukluktan başlayan cinselliğin sağlıklı bir şekilde yaşanması bir gerekliliktir. Peki, beslenmenin bu gereklilikteki yeri nedir? 

Bazı besinlerin karın doyurmanın yanında afrodizyak etkisi bulunduğunu belirten uzmanlar, ruhu ve libidoyu besleyen bazı sebze, meyve ve bitki gibi besinlerin bulunduğunu bildirmektedir. Yapılan araştırmalara göre, uzmanların tavsiye ettiği afrodizyak etki yaratan, cinsel isteği ve sperm kalitesini artıran yiyecekler şöyle sıralanmaktadır:

Maydanoz, nane, tarçın, fesleğen, kekik, vanilya, hardal, roka, şalgam, zencefil, ayçiçeği, kuşkonmaz, kereviz, enginar, bezelye, yumurta, hindi, Antep fıstığı, susam, badem, ceviz ve fındık, salatalık, sivri biber, havuç, soğan, domates, Hindistan cevizi, bal, pekmez, kivi, muz, çilek, avokado, incir, karpuz, ahududu ve hurma. Ayrıca şeftali, armut, mango, üzüm, elma ve greyfurt da afrodizyak etkisi olan meyveler arasında kabul edilmektedir. Belirtilen meyvelerden hazırlanan meyve sularında da benzer etkilerin bulunduğu iddia edilmektedir.

	Diğer yandan ideal vücut ağırlığının %15 oranında altında veya üzerinde olmak, ağır sporlar ile uğraşmak, düzenli olarak alkol kullanımı ve sigara içilmesi gibi davranışlar sperm kalitesini ve miktarını olumsuz yönde etkilemektedir. Buna karşılık aktif spor, yoga ve meditasyon yapmanın, sağlıklı beslenmenin ve düzenli bir cinsel hayat sürdürmenin olumlu etkiler yaratacağı; ancak bilimsel olarak başarı şanslarının ne olduğunun kanıtlanmadığı ve garantisinin bulunmadığı bildirilmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ERKEKLERDE SPERM KALİTESİNİ ARTIRAN BESİNLER

Cinsellik de nefes almak, su içmek ve beslenmek gibi insan yaşamının doğal bir parçasıdır. İnsan cinselliğini doğadaki diğer canlılardan ayıran, onu en güzel şekilde yaşayabilme bilincidir. Ne yazık ki toplumun tarih boyunca koyduğu kural ve yasaklar arasında sıkışıp kalmış günümüz insanı, cinsellikle ilgili sıkıntılarını, merakını çoğu kez gizlemek durumunda kalmaktadır. Oysa çocukluktan başlayan cinselliğin sağlıklı bir şekilde yaşanması bir gerekliliktir. Peki, beslenmenin bu gereklilikteki yeri nedir? 

Bazı besinlerin karın doyurmanın yanında afrodizyak etkisi bulunduğunu belirten uzmanlar, ruhu ve libidoyu besleyen bazı sebze, meyve ve bitki gibi besinlerin bulunduğunu bildirmektedir. Yapılan araştırmalara göre, uzmanların tavsiye ettiği afrodizyak etki yaratan, cinsel isteği ve sperm kalitesini artıran yiyecekler şöyle sıralanmaktadır:

Maydanoz, nane, tarçın, fesleğen, kekik, vanilya, hardal, roka, şalgam, zencefil, ayçiçeği, kuşkonmaz, kereviz, enginar, bezelye, yumurta, hindi, Antep fıstığı, susam, badem, ceviz ve fındık, salatalık, sivri biber, havuç, soğan, domates, Hindistan cevizi, bal, pekmez, kivi, muz, çilek, avokado, incir, karpuz, ahududu ve hurma. Ayrıca şeftali, armut, mango, üzüm, elma ve greyfurt da afrodizyak etkisi olan meyveler arasında kabul edilmektedir. Belirtilen meyvelerden hazırlanan meyve sularında da benzer etkilerin bulunduğu iddia edilmektedir.

	Diğer yandan ideal vücut ağırlığının %15 oranında altında veya üzerinde olmak, ağır sporlar ile uğraşmak, düzenli olarak alkol kullanımı ve sigara içilmesi gibi davranışlar sperm kalitesini ve miktarını olumsuz yönde etkilemektedir. Buna karşılık aktif spor, yoga ve meditasyon yapmanın, sağlıklı beslenmenin ve düzenli bir cinsel hayat sürdürmenin olumlu etkiler yaratacağı; ancak bilimsel olarak başarı şanslarının ne olduğunun kanıtlanmadığı ve garantisinin bulunmadığı bildirilmektedir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>ZAYIFLAMA PASTASI</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1115</link>
			<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 10:13:09 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1115</guid>
			<description><![CDATA[ZAYIFLAMA PASTASI

Gün geçmiyor ki kitle iletişim araçlarında çarpıcı açıklamalar yapılmasın. Pek çok alanda &#8220;kanıta dayalı tıp&#8221; uygulaması yerine &#8220;uzmanın sözüne dayalı tıp&#8221; gündemi meşgul etmektedir. Ancak böylesi durumlarda kafa karışıklığından öteye varılamıyor. Bilim, doğruların artmasından ziyade yanlışların azalması ile de ilerler. Ancak sağlık, beslenme ve özellikle şişmanlık alanında gündemi meşgul eden o kadar çok yöntemden söz edilmektedir ki; insanlar neye, kime inanacağına karar verememektedir. İnternet ortamında arama motorlarında &#8220;diyet&#8221; kelimesini tarandığında 0,05 saniye gibi kısa bir sürede yaklaşık 16 milyon sayfanın açıldığı hesaba alınırsa durumun ne kadar içler acısı olduğu ortaya çıkmaktadır. Peki, bu verilerin ne kadarı gerçek anlamda konunun uzmanları tarafından hazırlanmaktadır; acaba o açıklamayı yapan uzman ne kadar etik ve bilimsel bir yaklaşım sergiliyor?

Kaldı ki biz Türkler ilgili uzmanın ağzından çıkan sözleri de hiçbir zaman için dikkate almayarak, nasihatlere kulak asmayarak yaşayan bir toplumuz. Başımıza gelmedikten sonra &#8220;bana bir şey olmaz&#8221; düşüncesi ile hareket ederiz. Kalp &#8211; damar hastalıklarında bitter çikolata veya kırmızı şarap faydalıymış gibi haberleri hemen benimser, yürüyüş yapmak veya kızartmadan kaçınmak gibi yaşam tarzı değişikliklerini hiçbir zaman kabullenmeyiz. Yani sadece işimize geleni uygularız.

Nice insandan kilo verdiriyor, yağ yakıyor, metabolizmayı hızlandırıyor gibi duyumlar sonrası bol bol kabak çekirdeği yediğini; maden suyu, çimen suyu, kekik suyu, ballı limonlu su, sirkeli su, zayıflama çayı içtiğini; denizde dokunmaktan bile çekindikleri yosunların tabletlerini, içeriğinde ne gibi kimyasalların bulunduğunu bilmedikleri sözde (!) &#8220;bitkisel&#8221; zayıflama haplarını kullandığını; hatta tok tutar düşüncesi ile pamuk yuttuğunu vs duyarız. Yani bilimle yakından uzaktan ilgisi olmayan davranışlar sergilemekte üzerimize yok! O nedenle bugün birisi çıkıp da &#8220;maydanoz basendeki yağları eritiyormuş&#8221; dese 1 TL altında fiyatı olan maydanoz sanırım 5 TL civarında satılır. Bu bakış açısı ile daha önceden İsveç Diyeti, Atkins Diyeti, Lahana Çorbası Diyeti gibi yaşanmış acı tecrübeleri anımsayarak bundan sonra çıkacak şok diyetlerin de ülkemizde furya şeklinde yayılacağı kanaatindeyim. Sağlık profesyonelleri tarafından her ne kadar &#8220;Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün önerilerine ters düşüyor, sağlıksız ve Türk beslenme alışkanlıklarına aykırı görünüyor&#8221; denilse de&#8230;

Özellikle zayıflama alanı çok geniş bir yelpazede iş olanağı sağlamaktadır. Light ürünlerden zayıflama ilaçlarına, aktarlarda satılan karışımlardan estetik operasyonlara, spor aletlerinden zayıflama çaylarına kadar çok geniş bir pazar söz konusudur. Herkes bu zayıflama pastasından kendi payına düşeni, hatta çok daha fazlasını almaya kalkıyor. Kimisi çıkıp tek tip diyetler, protein ağırlıklı formülalar, bitkisel tabletler, %100 doğal ürünler önerirken kimisi de bazı iğneler ile kişileri zayıflattığını iddia etmektedir. Hele ki uzmanlara sponsor olarak hatta uydudan yayın yapan kanallara çıkarak &#8220;tanıtıcı reklam&#8221; adı altında RTÜK (Radyo Televizyon Üst Kurulu) engelini aşan firmalar, yalan yanlış beyanlarla bilgi kirliliğine yol açmaktadır. 

Halbuki 1 kg ağırlık kaybı için 7000 kilokalorilik enerji açığı oluşturmak gerekmektedir. Yani kişi günlük enerji gereksinmesinden 700 kkal. eksik beslenir, 300 kkal. enerji harcayacak şekilde egzersiz yaparsa (1 saat tempolu yürümek gibi) günde 1000 kkal. enerji açığı oluşturur ki, bu durum bir haftada 7000 kilokaloriye denk gelir. Yani haftada 1 kg verilebilir. Ancak herkes kısa sürede sonuç alma düşüncesiyle özellikle kas ve su kaybettiren &#8220;mucize yöntemler&#8221; uygulamaktadır. İşte bunlardan birkaçı:

&#9633;	Akupunktur iğneleri, yanında verilen düşük enerjili diyet listesine kişinin kendini psikolojik olarak hazır hissetmesini sağlar. Kilo verdirir, ancak bu kilolar aynı hızda geri alınır.
&#9633;	Pasif jimnastik aletleri kilo kaybı sağlamaz, sadece vücudu sıkılaştırıp ince görünmeye yardımcı olur. Bir balonu bile ortadan sıksanız, bırakınca bir boğum yapar. Sonrasında eski haline geri döner.
&#9633;	Zayıflama çayları sadece su kaybettirir, kişi kendini zayıflamış hisseder. Kişi tartı üzerinde iken rakamların düştüğünü görse de şişmanlık vücuttaki yağ fazlalığını tanımlar. Bu çaylar ile verilen kilolar su kaybından öteye gitmez. Vücut kaybettiği sıvıyı yerine koyduğu vakit o kilolar geri gelmiş olur. Yaşanacak bağırsak tembelliği (kabızlık) ise cabası.
&#9633;	Tek tip besine dayalı diyetler bıkkınlık sağlar, kişide diyet sonrası aşırı besin ve kilo alımı görülür. Kaybedilen kas ve su da işin diğer bir boyutu.
&#9633;	Zayıflama ilaçları hekim kontrolünde alınmadığı takdirde ölüme bile varabilen çok ciddi sonuçlara neden olmaktadır. Zaten tek başına alınan zayıflama ilacının bir etkinliği yoktur. Endoktrinolog veya iç hastalıkları uzmanı kontrolünde, 3 aylık diyet ve egzersiz tedavisine yanıt alınamadığı durumlarda destek olarak kullanılmalıdır.
&#9633;	Zayıflama eşofmanları sadece su kaybı sağlar. Zayıflamada önemli olan yağ kaybıdır. 

Bu nedenle çözümü bilimde aramakta yarar vardır. Unutulmamalıdır ki; her başarısız deneme vücutta zayıflamaya karşı direnç oluşmasına yol açar ve işi yokuşa sürer. Bu nedenle kesin karar vermek şart. Sürekli kilo alıp vermektense, kilolu bile olsanız o kiloyu sabit tutmanız daha sağlıklıdır. 

Zayıflamanın temelinde eğitim yer almaktadır. İç hastalıkları uzmanı veya endokrinolog kontrolünde yapılacak klinik muayenenin ardından elde edilen kan tahlil sonuçları yorumlanarak, kişi diyetisyen eşliğinde tıbbi beslenme tedavisine alınmalıdır. Egzersiz ve davranış değişikliği tedavisinin yerleştirilmesi ile hedefe ulaşılmalı ve kişi koruma programına alınmalıdır. 3 ay süresinde diyet, egzersiz ve davranış değişikliği tedavisi uygulanmadan kimseye ilaç tedavisi ve/veya cerrahi tedavi uygulanmamalıdır. Tıp eğitimi almamış kişilerin insanlara sağlık öğütleri vermesi, hele ki ilaç önerisinde bulunması son derece yanlıştır. Her mesleğin amatörlüğü olur, ama doktorluğun olmaz. 

Öte yandan insanları &#8220;zayıflatıyor&#8221; veya &#8220;boy uzatıyor&#8221; diyerek piyasada satılan bazı ilaçlara yönlendirmek, kişileri özendirerek sağlıkları ile oynamak son derece yanlış bir durumdur. Şahsen böylesi bir tutumu kesinlikle onaylamıyorum ve onaylayan uzmanların da biliminden şüphe etmek gerektiğini düşünüyorum. Bu tür uygulamalar sağlığa zarar vermenin ve metabolizmanın bozulmasını sağlayarak ömrü kısaltmanın yanı sıra, kişinin ruh sağlığına da olumsuz yönde etkiler bırakarak &#8220;ben bu işi başaramıyorum&#8221; diyerek umutsuzluğa kapılmasına neden olmaktadır.  

Sonuç olarak; zayıflama programı kişiye özel, bireyin benimseyip, yaşam tarzı haline getirerek uygulayabileceği, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilecek özellikte olmalıdır. Ayrıca obezitenin tedavisinde tek başına diyet tedavisi yeterli olmamakta, beraberinde egzersiz programı ve davranış değişikliği tedavisi de gerekmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ZAYIFLAMA PASTASI

Gün geçmiyor ki kitle iletişim araçlarında çarpıcı açıklamalar yapılmasın. Pek çok alanda &#8220;kanıta dayalı tıp&#8221; uygulaması yerine &#8220;uzmanın sözüne dayalı tıp&#8221; gündemi meşgul etmektedir. Ancak böylesi durumlarda kafa karışıklığından öteye varılamıyor. Bilim, doğruların artmasından ziyade yanlışların azalması ile de ilerler. Ancak sağlık, beslenme ve özellikle şişmanlık alanında gündemi meşgul eden o kadar çok yöntemden söz edilmektedir ki; insanlar neye, kime inanacağına karar verememektedir. İnternet ortamında arama motorlarında &#8220;diyet&#8221; kelimesini tarandığında 0,05 saniye gibi kısa bir sürede yaklaşık 16 milyon sayfanın açıldığı hesaba alınırsa durumun ne kadar içler acısı olduğu ortaya çıkmaktadır. Peki, bu verilerin ne kadarı gerçek anlamda konunun uzmanları tarafından hazırlanmaktadır; acaba o açıklamayı yapan uzman ne kadar etik ve bilimsel bir yaklaşım sergiliyor?

Kaldı ki biz Türkler ilgili uzmanın ağzından çıkan sözleri de hiçbir zaman için dikkate almayarak, nasihatlere kulak asmayarak yaşayan bir toplumuz. Başımıza gelmedikten sonra &#8220;bana bir şey olmaz&#8221; düşüncesi ile hareket ederiz. Kalp &#8211; damar hastalıklarında bitter çikolata veya kırmızı şarap faydalıymış gibi haberleri hemen benimser, yürüyüş yapmak veya kızartmadan kaçınmak gibi yaşam tarzı değişikliklerini hiçbir zaman kabullenmeyiz. Yani sadece işimize geleni uygularız.

Nice insandan kilo verdiriyor, yağ yakıyor, metabolizmayı hızlandırıyor gibi duyumlar sonrası bol bol kabak çekirdeği yediğini; maden suyu, çimen suyu, kekik suyu, ballı limonlu su, sirkeli su, zayıflama çayı içtiğini; denizde dokunmaktan bile çekindikleri yosunların tabletlerini, içeriğinde ne gibi kimyasalların bulunduğunu bilmedikleri sözde (!) &#8220;bitkisel&#8221; zayıflama haplarını kullandığını; hatta tok tutar düşüncesi ile pamuk yuttuğunu vs duyarız. Yani bilimle yakından uzaktan ilgisi olmayan davranışlar sergilemekte üzerimize yok! O nedenle bugün birisi çıkıp da &#8220;maydanoz basendeki yağları eritiyormuş&#8221; dese 1 TL altında fiyatı olan maydanoz sanırım 5 TL civarında satılır. Bu bakış açısı ile daha önceden İsveç Diyeti, Atkins Diyeti, Lahana Çorbası Diyeti gibi yaşanmış acı tecrübeleri anımsayarak bundan sonra çıkacak şok diyetlerin de ülkemizde furya şeklinde yayılacağı kanaatindeyim. Sağlık profesyonelleri tarafından her ne kadar &#8220;Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün önerilerine ters düşüyor, sağlıksız ve Türk beslenme alışkanlıklarına aykırı görünüyor&#8221; denilse de&#8230;

Özellikle zayıflama alanı çok geniş bir yelpazede iş olanağı sağlamaktadır. Light ürünlerden zayıflama ilaçlarına, aktarlarda satılan karışımlardan estetik operasyonlara, spor aletlerinden zayıflama çaylarına kadar çok geniş bir pazar söz konusudur. Herkes bu zayıflama pastasından kendi payına düşeni, hatta çok daha fazlasını almaya kalkıyor. Kimisi çıkıp tek tip diyetler, protein ağırlıklı formülalar, bitkisel tabletler, %100 doğal ürünler önerirken kimisi de bazı iğneler ile kişileri zayıflattığını iddia etmektedir. Hele ki uzmanlara sponsor olarak hatta uydudan yayın yapan kanallara çıkarak &#8220;tanıtıcı reklam&#8221; adı altında RTÜK (Radyo Televizyon Üst Kurulu) engelini aşan firmalar, yalan yanlış beyanlarla bilgi kirliliğine yol açmaktadır. 

Halbuki 1 kg ağırlık kaybı için 7000 kilokalorilik enerji açığı oluşturmak gerekmektedir. Yani kişi günlük enerji gereksinmesinden 700 kkal. eksik beslenir, 300 kkal. enerji harcayacak şekilde egzersiz yaparsa (1 saat tempolu yürümek gibi) günde 1000 kkal. enerji açığı oluşturur ki, bu durum bir haftada 7000 kilokaloriye denk gelir. Yani haftada 1 kg verilebilir. Ancak herkes kısa sürede sonuç alma düşüncesiyle özellikle kas ve su kaybettiren &#8220;mucize yöntemler&#8221; uygulamaktadır. İşte bunlardan birkaçı:

&#9633;	Akupunktur iğneleri, yanında verilen düşük enerjili diyet listesine kişinin kendini psikolojik olarak hazır hissetmesini sağlar. Kilo verdirir, ancak bu kilolar aynı hızda geri alınır.
&#9633;	Pasif jimnastik aletleri kilo kaybı sağlamaz, sadece vücudu sıkılaştırıp ince görünmeye yardımcı olur. Bir balonu bile ortadan sıksanız, bırakınca bir boğum yapar. Sonrasında eski haline geri döner.
&#9633;	Zayıflama çayları sadece su kaybettirir, kişi kendini zayıflamış hisseder. Kişi tartı üzerinde iken rakamların düştüğünü görse de şişmanlık vücuttaki yağ fazlalığını tanımlar. Bu çaylar ile verilen kilolar su kaybından öteye gitmez. Vücut kaybettiği sıvıyı yerine koyduğu vakit o kilolar geri gelmiş olur. Yaşanacak bağırsak tembelliği (kabızlık) ise cabası.
&#9633;	Tek tip besine dayalı diyetler bıkkınlık sağlar, kişide diyet sonrası aşırı besin ve kilo alımı görülür. Kaybedilen kas ve su da işin diğer bir boyutu.
&#9633;	Zayıflama ilaçları hekim kontrolünde alınmadığı takdirde ölüme bile varabilen çok ciddi sonuçlara neden olmaktadır. Zaten tek başına alınan zayıflama ilacının bir etkinliği yoktur. Endoktrinolog veya iç hastalıkları uzmanı kontrolünde, 3 aylık diyet ve egzersiz tedavisine yanıt alınamadığı durumlarda destek olarak kullanılmalıdır.
&#9633;	Zayıflama eşofmanları sadece su kaybı sağlar. Zayıflamada önemli olan yağ kaybıdır. 

Bu nedenle çözümü bilimde aramakta yarar vardır. Unutulmamalıdır ki; her başarısız deneme vücutta zayıflamaya karşı direnç oluşmasına yol açar ve işi yokuşa sürer. Bu nedenle kesin karar vermek şart. Sürekli kilo alıp vermektense, kilolu bile olsanız o kiloyu sabit tutmanız daha sağlıklıdır. 

Zayıflamanın temelinde eğitim yer almaktadır. İç hastalıkları uzmanı veya endokrinolog kontrolünde yapılacak klinik muayenenin ardından elde edilen kan tahlil sonuçları yorumlanarak, kişi diyetisyen eşliğinde tıbbi beslenme tedavisine alınmalıdır. Egzersiz ve davranış değişikliği tedavisinin yerleştirilmesi ile hedefe ulaşılmalı ve kişi koruma programına alınmalıdır. 3 ay süresinde diyet, egzersiz ve davranış değişikliği tedavisi uygulanmadan kimseye ilaç tedavisi ve/veya cerrahi tedavi uygulanmamalıdır. Tıp eğitimi almamış kişilerin insanlara sağlık öğütleri vermesi, hele ki ilaç önerisinde bulunması son derece yanlıştır. Her mesleğin amatörlüğü olur, ama doktorluğun olmaz. 

Öte yandan insanları &#8220;zayıflatıyor&#8221; veya &#8220;boy uzatıyor&#8221; diyerek piyasada satılan bazı ilaçlara yönlendirmek, kişileri özendirerek sağlıkları ile oynamak son derece yanlış bir durumdur. Şahsen böylesi bir tutumu kesinlikle onaylamıyorum ve onaylayan uzmanların da biliminden şüphe etmek gerektiğini düşünüyorum. Bu tür uygulamalar sağlığa zarar vermenin ve metabolizmanın bozulmasını sağlayarak ömrü kısaltmanın yanı sıra, kişinin ruh sağlığına da olumsuz yönde etkiler bırakarak &#8220;ben bu işi başaramıyorum&#8221; diyerek umutsuzluğa kapılmasına neden olmaktadır.  

Sonuç olarak; zayıflama programı kişiye özel, bireyin benimseyip, yaşam tarzı haline getirerek uygulayabileceği, yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırabilecek özellikte olmalıdır. Ayrıca obezitenin tedavisinde tek başına diyet tedavisi yeterli olmamakta, beraberinde egzersiz programı ve davranış değişikliği tedavisi de gerekmektedir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Saç Ekimi</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1114</link>
			<pubDate>Wed, 23 Nov 2011 19:41:48 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1114</guid>
			<description><![CDATA[[/font][/color][/size][size=x-large][color=red][font=Arial]
merhaba Arkadaslar.. saç ekimi hakkında bütün öğrenmek istedikleriniz için ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[/font][/color][/size][size=x-large][color=red][font=Arial]
merhaba Arkadaslar.. saç ekimi hakkında bütün öğrenmek istedikleriniz için ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Sac ekiminde en uygun fiyatlar ve de kalite</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1113</link>
			<pubDate>Sat, 19 Nov 2011 12:36:30 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1113</guid>
			<description><![CDATA[[/color][/font][/size][size=x-large][font=Arial][color=black]

Merhaba arkadaslar. Türkiyede pek çok saç ekimi merkezi var. Pek çoğu en iyi olduklarını iddia etsede denemeniz gereken tek bir hastane var. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[[/color][/font][/size][size=x-large][font=Arial][color=black]

Merhaba arkadaslar. Türkiyede pek çok saç ekimi merkezi var. Pek çoğu en iyi olduklarını iddia etsede denemeniz gereken tek bir hastane var. ]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Yeni Sistem Modern Burun Estetiği</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1112</link>
			<pubDate>Fri, 04 Nov 2011 14:41:51 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1112</guid>
			<description><![CDATA[Yeni sistem burun estetiği operasyonları hakkında uzmanlardan bilgi aldık işte son yıllarda gelişen burun estetiği uygulamalarının açıklaması... Burun yüzün 1/3 orta yerinde yer alan hem fizyolojik hem de estetik önemi olan bir organdır. Güzel bir burun yüzde en dikkat çekici ve çarpıcı ögedir. Bu yüzden şekil ve fonksiyon bozukluğu olan bir burunun iç dünyamıza olan etkileri de derindir. Son yıllarda, burun içi anatomi ve fizyolojisinin daha iyi anlaşılması ile yeni operasyon tekniklerine geçilmiş ve modern rinoplasti operasyonları doğmuştur.

Rinoplasti burunun hem içinin hem de dışının fonksiyonel ve estetik normlara göre yeniden yapılandırılması operasyonudur. Burunun içi ayrı dışı ayrı değildir, burunun içindeki tüm patolojiler burunun dışını da direkt etkilemektedir. Kısacası burun bir bütündür! Her rinoplasti operasyonunda burunun önce içi sonra da dışı yeniden yapılandırılmalıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yeni sistem burun estetiği operasyonları hakkında uzmanlardan bilgi aldık işte son yıllarda gelişen burun estetiği uygulamalarının açıklaması... Burun yüzün 1/3 orta yerinde yer alan hem fizyolojik hem de estetik önemi olan bir organdır. Güzel bir burun yüzde en dikkat çekici ve çarpıcı ögedir. Bu yüzden şekil ve fonksiyon bozukluğu olan bir burunun iç dünyamıza olan etkileri de derindir. Son yıllarda, burun içi anatomi ve fizyolojisinin daha iyi anlaşılması ile yeni operasyon tekniklerine geçilmiş ve modern rinoplasti operasyonları doğmuştur.

Rinoplasti burunun hem içinin hem de dışının fonksiyonel ve estetik normlara göre yeniden yapılandırılması operasyonudur. Burunun içi ayrı dışı ayrı değildir, burunun içindeki tüm patolojiler burunun dışını da direkt etkilemektedir. Kısacası burun bir bütündür! Her rinoplasti operasyonunda burunun önce içi sonra da dışı yeniden yapılandırılmalıdır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Lazer Epilasyon Seans Ücretleri Ne Kadardır ?</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1111</link>
			<pubDate>Fri, 04 Nov 2011 14:36:09 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1111</guid>
			<description><![CDATA[Epilasyon uygulamalarında ücretlendirme seans ücreti olarak belirlenir.  epilasyon uygulamaları seans ücretleri için fiyatlarımız bölümünü ve kampanyalarımızı inceleyebilirsiniz.
Epilasyon uygulamasının ilerleyen seanslarında kıl yoğunluğunun azalmasına bağlı olarak 3. seanstan itibaren seans ücretleri yeniden değerlendirilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Epilasyon uygulamalarında ücretlendirme seans ücreti olarak belirlenir.  epilasyon uygulamaları seans ücretleri için fiyatlarımız bölümünü ve kampanyalarımızı inceleyebilirsiniz.
Epilasyon uygulamasının ilerleyen seanslarında kıl yoğunluğunun azalmasına bağlı olarak 3. seanstan itibaren seans ücretleri yeniden değerlendirilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Lazer Epilasyon uygulama Süresi Ne Kadardır ?</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1110</link>
			<pubDate>Fri, 04 Nov 2011 14:35:42 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1110</guid>
			<description><![CDATA[Seans süresi uygulama bölgesine bağlı. Tercih ettiğimiz sistemlerin yeni teknolojiye ve hız özelliklerine sahip olması sebebiyle uygulamalar diğer cihaz uygulamalarına göre daha kısa süreli olmaktadır.

Örneğin koltuk altı uygulaması birkaç dakika sürerken, tüm bacak uygulaması 30 - 40 dakika sürebilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Seans süresi uygulama bölgesine bağlı. Tercih ettiğimiz sistemlerin yeni teknolojiye ve hız özelliklerine sahip olması sebebiyle uygulamalar diğer cihaz uygulamalarına göre daha kısa süreli olmaktadır.

Örneğin koltuk altı uygulaması birkaç dakika sürerken, tüm bacak uygulaması 30 - 40 dakika sürebilir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title>Lazer Epilasyonlarının Uygulama Seans Sayısı Nedir ?</title>
			<link>http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1109</link>
			<pubDate>Fri, 04 Nov 2011 14:34:58 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.estetikforum.net/showthread.php?tid=1109</guid>
			<description><![CDATA[Epilasyon Uygulaması; uygulama bölgesi ve kılların taşıdığı özelliklere bağlı olarak 4 - 6 seans devam eder.  Seans sayısı vücut bölgeleri için 4 - 6 seans öngörülürken yüz bölgesi uygulamaların da kıl özelliklerine bağlı olarak 6 - 12 seansa kadar uzayabilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Epilasyon Uygulaması; uygulama bölgesi ve kılların taşıdığı özelliklere bağlı olarak 4 - 6 seans devam eder.  Seans sayısı vücut bölgeleri için 4 - 6 seans öngörülürken yüz bölgesi uygulamaların da kıl özelliklerine bağlı olarak 6 - 12 seansa kadar uzayabilir.]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>
